ALIŞKANLIKLAR HAPİSHANESİ

ALIŞKANLIKLAR HAPİSHANESİ

Bazen ayrıntılara gizleniyor hayat…
Öylesine tüketerek, boğarak sevmeye alışmışız ki ; sahip olduğumuz ve sevgi ile bağdaşlaştırdığımız her şeye odaklanmış, tüketme eğiliminde yaşıyor. Etrafımızdaki küçük ayrıntılarda yatan güzellikleri görmüyoruz. Aslında bir nevi kendi yarattığımız alışkanlıklar hapishanemizde takılıyoruz…

“Sabahın en güzel gün ışığı,
gün batımının en flörtöz kırmızıları,
her gün birlikte çalıştığımız kişinin belki de nasıl güzel gülümsediği…
tüm bunlara kör kaç günü bitirdik kim bilir..”

Tekrarlara bağladığımız yaşam rutinimizde, bazen hiç finale gitmeyecek uzun metrajlı diziler gibiyiz. Aynı uyanış, aynı yollar, aynı ifadeler, aynı notlar, serzenişler…
Belki de bu rutindir bize güven veren..?
Konfor alanı denilebilecek bu alışkanlıklar hapishanesi, yoksa bizi daha mutlu, daha rahat mı hissettiriyor? Bilmediklerimizi denemek , bu riski göze almak zor geliyor belki de…

Her günün rutinine sığan alışkanlıklarınızı bir de tam tersinden yapmayı deneyin bir kere…
Farklı bir yerden kahve almayı, kendinize kolaylık olarak gördüğünüz giyim stilinizi değiştirmeyi, belki kullandığınız bir malzemeyi, tercih ettiğiniz bir mağazayı ya da satın alma tercihlerinizi…
İşte o zaman “ilk deneyimin” tekrar tadına varacak, ufak da olsa hayatınıza farklı renkler katacaksınız. Yaşamın getirdiklerini keşfetmek aynı zamanda insanda yaratıcılığı da tetikliyor. Farkında olmadan öncekinden daha farklı açılar ile bakmaya başlıyor, akıp giden zamandan daha çok faydalanır oluyorsunuz. Küçük değişimler aslında beyinde kocaman parıltılar yakmaya başlıyor.

Tüm bunların hepsine yetecek enerjimiz var merak etmeyin..)
Hazır bu bedende bu nefes varken ve bu akıl saat gibi işlerken, tüm renkleri ile parıldayan yaşamı yakalamanın, ve renklerini keşfetmenin işte şimdi tam zamanı…
Çünkü hayat son süratle değişiyor, bitti, kapandı dediğimiz her kapının ardından binlerce farklı tomurcuklar yeşeriyor. İşte tam bu noktada insan olarak; tercihlerimiz, hayatta tam olarak nerde durduğumuz ya da durmak istediğimiz kuvvetli bir anlam kazanıyor.

Tercihlerimiz ile hayat duruşumuz tamamen birbirini yansıtıyor. Bir nevi seçtiğimiz markaları kendi ön görülerimize yakın bulduklarımızdan seçiyoruz. İnandığımız, bizi mutlu eden, heyecanlandıran şeylere yöneliyor sonra da bunlara bir çırpıda “yeni akım” diyoruz..:)

Belki de bilinçli olarak değil ama en kurumsal şirketlerde bile, karar vericilerin duygusal etkilerini, markalarının gittiği yolda rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.
Marka sahibi olarak “seçilen” ya da alıcı olarak “seçen” ; hangisi olursanız olun, hayattaki duruşunuzun şirketinizi ya da tercihlerinizi yönlendirdiğini unutmayın yeter..!

Ben şahsen yolun götürdüğü yere gitmektense, yolu olmayan ve az da olsa izimi bırakabileceğim yerleri sevdim. Size de, yaşamı tüm renkleri ile keşfetmenin hazzına varacağınız, keyifli anlarla dolu bir yaşam diliyorum…
Sevgilerimle,
SEDA BAYBURTLU
MARKA & STRATEJİK PAZARLAMA UZMANI
www.sedabayburtlu.com

Add a comment

*Please complete all fields correctly

Related Blogs

Posted by SB | 21 Aralık 2018
TANIDIK BU MASAL
TANIDIK BU MASAL Yine bi sonbahar, Aralık kapıya dayanmış, Biraz yorgun, biraz da yine doyamadan geçen bir yılı uğurlamak vakti geldi... Aslında tanıdık bu masal. Her yılın başında, kendine verilen...
Posted by SB | 28 Kasım 2018
CAN ALMAZ AMA İTİBAR ALIR…
CAN ALMAZ AMA İTİBAR ALIR... Şimdilerde ruhumuzu saran sonbaharın getirilerinden biri sayılabilir mi..? An gelir, şöyle havalı bir siyah gözlükle, koyu renkli kıyafetlere bürünüp, aslında nereye gittiği de çok önemli...
golfmag köşe yazısı,seda bayburtlu
Posted by SB | 6 Kasım 2018
DETOX ZAMANI GELMİŞSE DEMEK…
Sonbaharın gelişine işaret çok aslında… Uykudan haz etmeyenlerin bile, gün içinde ara ara uyku bastıran gözlerini dinlendirme çabası, yorgun uyanılan sabahlar, hisli hisli çalıyor gibi gelen şarkılar… Evet işte bunların...